İş hayatı yoruyor değil mi? Evin stresi, sevgiliniz, eşiniz, çocuklarınız, arkadaşlarınız.. Tüm bu sorumlulukların hepsiyle uğraşmak.. Artık işe gitmemek için bahaneler arar oldunuz. Geceleri uyuyamıyorsunuz, sabahları uyanamıyorsunuz, sürekli yorgunsunuz. çevrenizdeki enerjik insanların nasıl böyle olabildiklerini düşünüyorsunuz, çünkü sizin enerjiniz yok. Mutsuzsunuz, olumsuzsunuz, sizi kötü şeyler bekliyor ve bu bir sürpriz değil! Sosyal hayatınız bozuk, çalıştığınız insanlarla hatta arkadaşlarınızla sürekli tartışma içindesiniz. Artık duygularınızı da kontrol edemiyorsunuz, genelde öfkelisiniz ya da ağlamaklı.. Tüm bunlar yetmezmiş gibi, mide-bağırsak şikayetleri ve şiddetli baş ağrıları da var. O halde sizi çağımızın yeni hastalığıyla tanıştırma zamanı geldi: Tükenmişlik Sendromu (İngilizce'de Burnout Syndrome. İlgili makaleleri okumanızı tavsiye ediyorum. “Aaaa tıpkı ben” diyebileceğiniz açıklamalar bulabilirsiniz..)
Genel olarak yaşam kalitesindeki memnuniyeti kaybetme olarak tanımlanabilir. Çalışan insanlarda, hayatı git gide daha monoton hale gelmiş olanlarda görülme sıklığı yüksek. Bulunduğunuz konum sizi yeterince tatmin etmemektedir. Kendinizi değersiz hissetmektesinizdir ve elinizden de birşey gelmediği için mücadele gücünüzün yanında tüm enerjinizi de kaybetmişsinizdir.
Korkmayın hepsi psikolojik ve geçecek.. Ne mi yapmalı, basit şeyler aslında:
Genel olarak yaşam kalitesindeki memnuniyeti kaybetme olarak tanımlanabilir. Çalışan insanlarda, hayatı git gide daha monoton hale gelmiş olanlarda görülme sıklığı yüksek. Bulunduğunuz konum sizi yeterince tatmin etmemektedir. Kendinizi değersiz hissetmektesinizdir ve elinizden de birşey gelmediği için mücadele gücünüzün yanında tüm enerjinizi de kaybetmişsinizdir.
Korkmayın hepsi psikolojik ve geçecek.. Ne mi yapmalı, basit şeyler aslında:
- yakın arkadaşınızla bir kahve için geçer,
- aşık olun geçer, (ama başka bir dert başlar ya neyse :) )
- çok çalışıyorsanız mola verin geçer (unutmayın hiç kimse iş yerinde tüm zamanını çalışarak geçirmiyor, patronunuz bile!)
- iş yerinde sorumluluk alın, sonra bırakın geçer,
- spor yapın, kaliteli uyuyun, dengeli beslenin geçer,
- eve dönerken yolunuzu değiştirin, bu kez farklı bir sokaktan geçin, geçer,
- çocuklarla top oynayın geçer,
- kendinize yeni bir hobi bulun geçer,
- gülümseyin, hatta kahkaha atın geçer,
- derin bir nefes alın bir de 10’a kadar sayın geçer,
- bunların hepsini aynı anda yapın işte o zaman tam geçer.
Şaka değil yapın bunları! Ama en önemlisi kendinizi önemseyin, bugün başkası için değil de kendiniz için birşeyler yapın. Çok büyük bir hediyeyi kastetmiyorum, örneğin, kendiniz için Phuket adasına bir bilet almanıza ya da dünya turu ayarlamanıza gerek yok. Onun yerine mütevazi bir değişiklik; küçük bir toka alın ama kendiniz için, mesela kendiniz için bir kek yapın en çikolatalısından, yalnız gitmek istemezseniz birini davet edin ama kendiniz için gidin sinemaya, kendiniz için okulu/işi asın. Bir kere olsun önce kendim, önce ben deyin! Uçaklarda bile "acil durumlarda önce kendinizin, sonra bebeğinizin gaz maskesini takın" şeklinde bir uyarı verilir. Kural şu: önce ben demezseniz kendinize de başkasına da yardım edemezsiniz!
Bir program da izlemiştim, paylaşmak istiyorum: Bir anne ahtapot yumurtalarını güvenli bir yere bıraktıktan sonra yavruları yumurtadan çıkıncaya dek, ki bu süreç yaklaşık 6 ay, yumurtaların başında beklermiş. Üstelik bu süre zarfında yumurtalarını başka balıklar yemesin diye başından bir dakika bile ayrılmazmış. Basit bir hesapla başından ayrılmaması demek, 6 ay boyunca hiç birşey yememesi demek.. Sonra ne mi oluyor dersiniz: yavrular yumurtadan çıkmaya başladığı anda onların daha kolay çıkabilmeleri için su fışkırtarak onlar için son bir iyilik daha yapıyor ve ölüyor..
İzlediğimde çok etkilemişti bu olay beni: bir ahtapot annenin hayat döngüsü. Yavrularını hayata getirir ve ölür. Neyseki insanların hayat döngüsü bundan ibaret değil..
Polyanna der ki: Sizin dikkatinizi çekmek için birçok şey yapıyor, beyninizin içinde çığlıklar atıyor, duymuyor musunuz? Ruhunuzun beslenmeye ihtiyacı var! Oysaki dünya siz olmasanız da dönüyor, bu çaba niye? O nedenle "boşverin" emin olun hepsi geçer..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder