04 Eylül 2012

İçimdeki Tutku..

4,5 aydır yaşadığım bu heyecan paha biçilemez. Heyecan vardı ama algı yoktu, bu hafta o da oldu. Artık içimde bir şeyler kıpır kıpır.. Bu kıpırtıları hissetmek ise adrenalinin ani artışı gibi.. Orada olduğunu bilmek demek, hani elinizi uzatsanız dokunabileceksiniz ama küçük bir engel gelir takılır hayallere ya, işte tam olarak öyle. Bu seferki engelim farklı, kendi derim, kendi dokum. Tüm organlarımı saran derimin, hiç böylesine olmamasını istememiştim. Ya da derimi kaldırıp altındakini görebilmeyi.
 
Yaşamını benim bedenimde sürdüren bir canlı, ne tuhaf! Biraz barsak kurdu gibi, ya da bakteri. Ama bu kez farklı, onun orada olmasını ben istedim. Karnım onun evi sanki, orada yiyor, orada uyuyor hatta orada hareket ediyor. Acıkma susama gibi ihtiyaçları, onun evine giden boru hatlarıyla anında karşılanıyor. 

Onun bilinç dışı yaptığı tüm hareketler, tüm gelişim kıpırtıları benim için çok büyük bir coşku. Her doktor kontrolünden sonra kilosunun artmış, boyunun uzamış olması son zamanlardaki tek amacım. Tüm hobilerim, tüm eğlencelerim, tüm bildiklerim onunla ilgili.. Tüm duygularımı kendine çeken bir kara delik sanki..  Henüz bir serçe kuşu boyutlarında olması değil beni kendine çeken, biz kocaman insanların bile yıldığı şu hayata, pıtır pıtır atan minik kalbiyle sıkı sıkı tutunarak, her gün daha bir azimle kaldığı yerden devam etmesi, bana unuttuğum mücadele duygusunu, azmi yeniden öğretmesi.

Küçücük elleri, ayaklarıyla bir insan, bir yavru.. Minicik bedeni öyle güçlü ki, sanki her gün daha da büyüyebilmeye, hayata daha sıkı sarılmaya programlı. Her hafta yenilik demek onun için, bir hafta minik kulakları oluşurken diğer hafta elleri oluşuyor. Haftalardan birinde su içinde nefes almayı öğrenirken bir diğerinde minnacık parmaklarını oynatmayı ve hatta onları emmeyi öğreniyor.

Hislerimi ise tarif etmeye, bildiğim diller yetmiyor. Bu duygu sevgiyse, aileme duyduğum ne? Bu bir aşksa sevgilime duyduğum ne? Bu galiba bir tutku! İçinde kırmızıdan maviye gökkuşağının her rengini barındıran, çiçeklerin açmasından soluşuna sonra tekrar açışına süren tüm mevsimleri yaşayan; bir bakış, bir dokunuş, gülümseyiş, uzuvlarım ve mimiklerimle tamamladığım tüm duygularım, nefes alışım ve aldığım nefesi verebilmemdeki mutluluk, yaşadığıma dair tüm izler ve tüm bu uyum içerisinde ve tüm bunlardan habersiz olarak hayatta kalma çırpınışlarını sürdüren yeni bir can! İşte bu benim minik tutkum.