Korkularımız, korktuklarımız ve hayatımıza etkileriyle ilgili birşeyler yazmak istedim. Yazdım sildim, yazdım sildim.... Gördüm ki, konu bir hayli karışık. Önce nereden başlayacağımı bilemedim, başlangıcı buldum ama sonunu getiremedim.
Bu sabah radyoda William Shakespeare'in bir söz dizisini duydum. Benim sayfalarca anlatamadığımı birkaç cümleyle özetlemiş. O kadar hoş ki, bana da paylaşmak düştü:
İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor.
Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için.
Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için.
Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğinin kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi birşey vermedigi için.
Ve ölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için.
21 Aralık 2011
21 Eylül 2011
Hüzün Ayı = Çalışma Ayı
Sonbaharın yaklaştığı bu günlerde havaların da biraz olsun serinlemesiyle geceleri daha rahat uyumaya, gündüz vakitlerinde dışarı çıkabilmeye hatta daha rahat nefes alabilmeye başladık. Mevsim değişimiyle birlikte günler de kısalmaya başladı. Artık sabah işe gitmek için kalktığım saatte güneşin beni karşılmıyor oluşuna üzülsem de, sonuçta bu, mevsimsel bir döngü ve mevsimler tıpkı sadık bir sevgili gibi,
her yıl aynı zamanlarda, olması gerektiği yerde bizi bekliyorlar. Ne kadar keyifli!
her yıl aynı zamanlarda, olması gerektiği yerde bizi bekliyorlar. Ne kadar keyifli!
20 Eylül 2011
Önce Ben!..
İş hayatı yoruyor değil mi? Evin stresi, sevgiliniz, eşiniz, çocuklarınız, arkadaşlarınız.. Tüm bu sorumlulukların hepsiyle uğraşmak.. Artık işe gitmemek için bahaneler arar oldunuz. Geceleri uyuyamıyorsunuz, sabahları uyanamıyorsunuz, sürekli yorgunsunuz. çevrenizdeki enerjik insanların nasıl böyle olabildiklerini düşünüyorsunuz, çünkü sizin enerjiniz yok. Mutsuzsunuz, olumsuzsunuz, sizi kötü şeyler bekliyor ve bu bir sürpriz değil! Sosyal hayatınız bozuk, çalıştığınız insanlarla hatta arkadaşlarınızla sürekli tartışma içindesiniz. Artık duygularınızı da kontrol edemiyorsunuz, genelde öfkelisiniz ya da ağlamaklı.. Tüm bunlar yetmezmiş gibi, mide-bağırsak şikayetleri ve şiddetli baş ağrıları da var. O halde sizi çağımızın yeni hastalığıyla tanıştırma zamanı geldi: Tükenmişlik Sendromu (İngilizce'de Burnout Syndrome. İlgili makaleleri okumanızı tavsiye ediyorum. “Aaaa tıpkı ben” diyebileceğiniz açıklamalar bulabilirsiniz..)
Gerçek Duygular Nerede?
"Facebook’ta ne kadar çok arkadaşın görünüyor ancak kaçıyla görüşüyosun?" "Sen kimi kandırıyorsun, hiç birisiyle görüşmediğini biliyorum" gibi ahkam kesici cümleler kurmak değil amacım. O listeye de ihtiyacı var insanın. Bırak orada bulunsun! Hiç ummayacağın bir zamanda listedeki birini aramak zorunda kalabilirsin. Ha bu arada seni işi düştüğü için arayanlara da kızma, sen de aynısını yapardın!
Şimdi asıl sorumu sorma zamanı geldi: gerçekte kimlerle görüşüyorsun? Cevap : Yalnızca aile, yalnızca arkadaşlar, yalnızca komşular, hepsi, hiçbirisi... Listeyi bu şekilde uzatmak mümkün..
07 Eylül 2011
Aramızdaki Kara Kedi : İş Hayatı..
“İyilik ne olsun, iş-güç..”
“Nasılsın?” sorusunun karşılığı oldu bu kelimeler. “İyilik, ne olsun? İş- güç”.. Hani eskiden herşeyin başı sağlıktı ya, artık iş de eklendi sağlığın yanına. İkisini topla = iylik ne olsun, iş-güç...
Son günlerde iyice gözüme batar oldu bu kelimeler. Tamam sağlık durumunu merak ediyorum ama özellikle iş-güç kısmı tam olarak istediğim yanıt olmuyor. İşten güçten kafamı çıkarıp bir soluk almak istediğimde, bir arkadaşıma ulaşıyorum ve cevap: “iş-güç”. “Hıh ben de tam bunu merak ediyordum!..” Sonra başlıyoruz işten konuşmaya: Şöyle oldu, böyle dedi, bana haksızlık yapıldı..:)
“Nasılsın?” sorusunun karşılığı oldu bu kelimeler. “İyilik, ne olsun? İş- güç”.. Hani eskiden herşeyin başı sağlıktı ya, artık iş de eklendi sağlığın yanına. İkisini topla = iylik ne olsun, iş-güç...
Son günlerde iyice gözüme batar oldu bu kelimeler. Tamam sağlık durumunu merak ediyorum ama özellikle iş-güç kısmı tam olarak istediğim yanıt olmuyor. İşten güçten kafamı çıkarıp bir soluk almak istediğimde, bir arkadaşıma ulaşıyorum ve cevap: “iş-güç”. “Hıh ben de tam bunu merak ediyordum!..” Sonra başlıyoruz işten konuşmaya: Şöyle oldu, böyle dedi, bana haksızlık yapıldı..:)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)