“İyilik ne olsun, iş-güç..”
“Nasılsın?” sorusunun karşılığı oldu bu kelimeler. “İyilik, ne olsun? İş- güç”.. Hani eskiden herşeyin başı sağlıktı ya, artık iş de eklendi sağlığın yanına. İkisini topla = iylik ne olsun, iş-güç...
Son günlerde iyice gözüme batar oldu bu kelimeler. Tamam sağlık durumunu merak ediyorum ama özellikle iş-güç kısmı tam olarak istediğim yanıt olmuyor. İşten güçten kafamı çıkarıp bir soluk almak istediğimde, bir arkadaşıma ulaşıyorum ve cevap: “iş-güç”. “Hıh ben de tam bunu merak ediyordum!..” Sonra başlıyoruz işten konuşmaya: Şöyle oldu, böyle dedi, bana haksızlık yapıldı..:)
İş hayatı tüm yaşantımız olmuş, üstelik bir kara kedi gibi tüm ilişkilerimizin içerisinde! Arkadaşlarımızla dışarı çıktığımızda sürekli işten bahsediyoruz. Komşulara merhaba dedikten sonra ilk cümlemiz, “işler nasıl” oluyor. Ya da komşudan bu soruyu cevaplamamız bekleniyor (Tabi işten kafamızı kaldırıp komşuluk ilişkisi kurmuşsak). Telefonda annemizle konuşurken bile önce işten bahseder olduk. Mesleği çiftçilik olmayan kaçımız arkadaşına bahçesindeki limon ağacının çiçek açmasını ve limon ağacından çevreye yayılan hoş kokudan bahsediyor ya da kaçımız uğraştığı gemi maketini bitirmek üzere olduğundan dolayı yaşadığı tatlı heyecanı..
Evet, hayat mücadelesi, buna sözüm yok! Ama şunu kabul etmek gerek ki, en iyi iş bile bir süre sonra rutine biner ve insanı boğmaya başlar. Hele de beklentiler karşılanmıyorsa, ki genelde de karşılanmaz, iyice çekilmez bir hal alır. Böyle durumlarda her zaman “iyki işim var” demek daha mantıklı geliyor. Böylelikle stresinizi kontrol etmiş, strese bağlı olarak gelişen, kronik baş ağrısı, ülser gibi hastalıklara yenilmemiş ve artık beynimizi iş dışında farklı konulara yönlendirebilecek hale getirmiş oluruz ki, stresle mücadelenin başında gelir bence..
STRES diyip geçmeyin! İnternette kısa bir araştırma yaptığınızda stresin ne sinsi, ne melun bir bulgu olduğunu görürsünüz. Pek çok hastalığı tetikler. Üstelik doktora gittiğinizde hastalığınızın teşhisi basittir: STRES. Ama çözümü: “STRESTEN UZAK DURUN!”.. şaka mı bu?
İşte stresin yol açtığı bazı hastalıklar: (daha detaylı bilgi için: internetteki çeşitli sağlık sitelerine bakılabilir.)
• Midede kramp, yanma
• Diyare ya da kabızlık
• Uyku bozukluğu
• Sürekli yorgunluk hissi
• Ellerde terleme, titreme, tik, kasılma
• Baş ağrısı, migren
• Çeşitli deri hastalıkları
• Solunumda güçlük
• Hızlı nefes alma
“İş ortamı stresli, gel de sen çalış bu ortamda” dediğinizi duyar gibiyim. İyi de, neler yapmalı? İşte benden bikaç öneri:
1. Bana sorarsanız yoğun çalışma gerektiren iş ortamında yapılabilecek en basit aktivite 5dk. mola.. Mola esnasında bir çay, bir kahve.. Ya da bunları çok içince midemi ağrıtıyor derseniz; bir meyve ya da meyve suyu.. Ama o sırada iş ortamından tamamen uzaklaşmak gerekiyor. Hayır, illaaki yerinizden kalkın demiyorum. Bahsettiğim şey kafa olarak uzaklaşmak.. Farklı konulara odaklanmak, önünüzde duran bilgisayarınıza değil de yemekte olduğunuz meyvenize bakıp meyvenizin sahip olduğu renklerin ahengine kapılmak..
2. Akşam için plan yapmalı! Bu da diğer bir seçenek. Sosyal hayat insanın stresten uzaklaşmasını sağlar. Böylece iş ortamında yaşanılan sıkıntılardan uzaklaşır, beyninizi rahatlatlamasına yardımcı olursunuz. Tek başınıza sinemaya gitseniz bile, farklı insanların bulundukları ortamlar sizi geliştirir, besler.
3. Diğer bir seçenek de spor yapmak. Özellikle pilates ya da yoga gibi kaslarınızı gevşetici sporlar yaparken tamamen yaptığınız spora odaklanmalısınız. Böylece kaslarınız gevşerken beyninizdeki stres yapan karmaşa yavaş yavaş gideceği için dinlenir ve sakinleşirsiniz. Ayrıca; spor yapmak = yeni bir sosyal ortam
4. Kendinize bir hobi edinin. Seçilecek hobi de önemli! İllaki kalabalık ortamlarda cümbür cemaat yapılan bir hobiye gerek yok. Sizin belki de sakin ve huzurlu bir ortamda kafa dinlemeye ihtiyacınız vardır. Sevdiğiniz bir konu hakkındaki bir dergiye abone olup onu okuyabilir ya da eşiniz yahut kız veya erkek arkadaşınız için güzel bir yemek hazırlayarak kafanızı dağıtabilirsiniz.
İş stresinden kurtulmak için, bunların dışında yapılabilecek önerilerinizi paylaşırsanız sevinirim.
Bilgi : Uğraşılan hobilerle ilgili ayrı bir yazı yazacağım.
Polyanna der ki: İşinizi dert etmek yerine onu iş yerinde bırakın ve anı yaşamaya başlayın. İşi işte bırakıp çevrenizle ilgilenmeye başladığınızda kaçırmakta olduğunuz güzel bir hayatı yakalayabilirsiniz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder